Akdeniz: Dünya devriminin yeni havzası!

The Mediterranean: new basin of world revolution!

البحر الأبيض: الحوض الجديد للثورة العالمية

مدیترانه: حوزه جدید انقلاب جهانی

Il Mediterraneo: nuovo bacino della rivoluzione mondiale!

Μεσόγειος: Νέα λεκάνη της παγκόσμιας επανάστασης!

Derya Sıpî: Deşta nû a şoreşa cihânê

Միջերկրական ծով: նոր ավազանում համաշխարհային հեղափոխության.

El Mediterráneo: Nueva cuenca de la revolución mundial!

La Méditerranée: nouveau bassin la révolution mondiale!

Mediterrâneo: bacia nova da revolução mundial!

NATO’nun Güneydoğu kanadını yıkarak Kuzeydoğu kanadının oluşmasını önleyelim ve 3. Dünya Savaşı’na doğru gidişi engelleyelim!

Avrupa ülkeleri yıllara göre NATO'ya katılımları

 

 

 

DİP (Türkiye), EEK (Yunanistan) ve MTL (Finlandiya) Ortak Bildirisi

NATO’nun Güneydoğu kanadını yıkarak Kuzeydoğu kanadının oluşmasını önleyelim ve 3. Dünya Savaşı’na doğru gidişi engelleyelim!

Türkiye’nin, Yunanistan’ın ve Finlandiya’nın İşçilerine ve Ezilenlerine!

Emperyalist-kapitalist düzenin doymak bilmez genişleme hırsı, bilhassa günümüzün dramatik biçimde kötüleşen küresel kriz koşullarında NATO’nun sürekli yeni ülkelerde varlık gösterme çabasında ifadesini buluyor. 1999 ve 2020 arasında 14 Orta Avrupa, Doğu Avrupa ve Balkan ülkesinden sonra NATO’ya katılma sırası bu kez İsveç ve Finlandiya’ya geldi! 

Bu gelişme, Ukrayna’daki savaşın bir uzantısıdır. Savaş, tüm dünyaya Rusya’nın bölgedeki hakimiyetini genişletme hırsının bir sonucu olarak gösterildi. Putin’in kendisi ise (daha önce Saddam Hüseyin’e ve Slobodan Miloševič’e yapıldığı gibi) Hitler’le dahi bir tutularak şeytanlaştırıldı. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ve kapitalizmin yeniden tesisinin etkilerini derinden yaşayan Rusya, hâlâ Amerikan emperyalizminin parçalama ve sömürgeleştirme planlarının hedefi konumunda. Bu savaşın suçlusu Rusya değildir.

Ukrayna’daki savaş, NATO’nun Rusya’ya açtığı bir vekâlet savaşıdır. Biz bunu ilk günden itibaren söyledik, şimdi ise durum tüm dünyanın görebileceği biçimde apaçık. Bu savaş, NATO’nun en ileri askerî teçhizatıyla ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’ in itiraf ettiği üzere yıllardır NATO tarafından eğitilmiş olan on binlerce askerle yürütülüyor. Destek kuvvetler ise neo-Nazi Azov Taburu ve sözde “gönüllüler”den müteşekkil. Emperyalist Batı, bu savaş için üç aydan daha kısa bir süre içinde milyarlarca dolar harcadı. ABD Başkanı Joseph Biden, şu anda Kongre’den 40 milyar dolarlık bir yardım paketini daha geçirmeye çalışıyor.

NATO, Rusya’yı Ukrayna’ya savaş açması için kışkırtmakla kalmadı. En azından ABD ve Britanya’nın ve bir bütün olarak NATO örgütünün savaşın aylarca, hatta yıllarca sürmesini arzuladıkları ayan beyan ortada! NATO Genel Sekreteri’nin 6-7 Nisan Dışişleri Bakanları Toplantısı sonrasında söylediği tam da bu. Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu, 20 Nisan’da televizyonda “NATO'ya bağlı ülkelerin içinde savaş devam etsin arzusunda olanlar var. Savaş devam etsin, Rusya daha zayıflasın diye” açıklamasını yaptı. ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, 25 Nisan’daki Ukrayna ziyaretinde ülkesinin Rus ordusunun bu savaşta “zayıf düştüğünü” ve hatta “askerî kapasitesinin tamamen parçalandığını” görmek istediğini söyledi.   

 

Yunanistan’ın, Türkiye’nin, Finlandiya’nın işçileri!

Bu savaş, insanlığa karşı işlenmekte olan bir suçtur! Sırf emperyalist Batı, Rusya’ya diz çöktürmek istediği için Ukraynalıların gladyatör olarak kullanılması, Ukrayna’nın sivil halkına karşı da işlenmiş bir suçtur. Rusya halklarına karşı benzer bir suçun tezgâhlanmakta olduğu ise aşikârdır!  

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine hazırlanmasını bu bağlam içinde ele almak gerekir. Bu adım, Rusya’yı bir kez daha köşeye sıkıştırmaktadır. Ukrayna’nın NATO’ya katılma olasılığı, bu ülkeye gelecekte nükleer silah istifi olanağını, dolayısıyla da Moskova’nın dakikalar içinde vurulması riskini doğurduğu için Rusya’yı bu denli rahatsız etti. Şimdi Finlandiya’nın katılması, aynı riskin ikinci önemli Rus şehri San Petersburg (eski adıyla Leningrad) için doğması anlamına geliyor. Dahası, Norveç ve Danimarka’nın on yıllardır NATO üyesi olması, Baltık ülkelerinin ise 2004’de üye yapılması, artık tüm Kuzey dünyasının Rusya’nın potansiyel düşmanı olması anlamına geliyor.

İsveç, Napolyon Savaşları’ndan beri uluslararası politikada tarafsız bir yol izlemiştir. Dolayısıyla iki asırdan beridir izlenen çizgiden sonra çok ani bir değişiklik söz konusu! Finlandiya ise Çarlık Rusyası, Sovyetler Birliği ve günümüz Rusya’sıyla çok sarsıntılı ilişkiler içinde oldu. Ancak 2. Dünya Savaşı’nda Nazizm’in yenilgisinden sonra Sovyetler Birliği ve NATO emperyalizmi arasında tarafsız kalmayı yeğledi. Şu anda NATO’ya katılmak ise güvenlik yoksunluğu, istikrarsızlık ve savaş anlamına geliyor.

 

Finlandiya’nın ve İsveç’in işçileri ve ezilenleri!

Emperyalist savaş aygıtının yeni ülkelere yayılmasına karşı mücadele etmek zorundayız! Bu yayılma, ülkelerinizi doğrudan savaş tehdidiyle karşı karşıya bırakacaktır. Rusya’nın karşısında cepheye sürülen İsveç ve bilhassa Fin halkları Wall Street’in, Pentagon’un, “City” diye anılan Londra Borsası’nın ve Britanya tahtının çıkarlarını savunmak için savaşıyor ve ölüyor olacak!

Dahası, bunlar emperyalizmin Rusya’yı boğma ve sömürgeleştirme çabasında en ön cephedeki devletler olacakları için, NATO’nun burada daha önce üye olan ülkelerde yaptığı gibi gizli kontrgerilla örgütleri kuracağına da kuşku yoktur. Bu kontrgerilla örgütlerinin uzmanlık alanı, NATO sistemini ve suçlarını eleştiren herkesi ayıklamak ve avlamak olacaktır.

NATO’nun İsveç’e ve Finlandiya’ya doğru genişlemesini durduralım!

 

Türkiye’nin ve Yunanistan’ın işçileri ve ezilenleri!

Bizim ülkelerimiz, Soğuk Savaş’ın sonlarında İtalya’da ifşa edilen Gladio’nun muadilleri olan NATO “özel güçleri”nin ve “cephe gerisi” politikasının kurbanlarıdır. Türkiye’de yirminci yüzyılın ikinci yarısında başarılı olmuş üç askerî darbe ve müdahalenin hepsi, ordunun NATO tarafından özenle kurulmuş kontrgerilla güçlerinin başının altından çıkmıştır. Aynı şey, toplamda binlerce işçi, sosyalist, Kürt ve Alevi muhalifin ölümüyle sonuçlanmış siyasi katliam ve suikast için de geçerlidir.    

Yunanistan’da emperyalizm ve daha sonra NATO, İç Savaş’ın arkasındaki başlıca güçler olmuştur. O zamandan bu yana da Albaylar Cuntası, Kıbrıs trajedisi ve daha sayısız baskıcı yöntem ve suikast birbirini kovaladı. Amerikan ve Britanya emperyalizmi, müdahalelerinden, Yunan ve Türk kapitalist sınıfları arasındaki husumeti kızıştırmaktan, Ege’de ve Doğu Akdeniz’de iki halk için de felâket demek olan gerici bir savaşı kışkırtmaktan asla geri durmadı. Yalnızca sağcı Yeni Demokrasi üyesi milletvekillerinin lehte oy kullandığı, Başbakan Kiryakos Miçotakis’in ABD seyahatinden hemen önce imzalanan yeni ABD-Yunanistan Antlaşması, ülkedeki Amerikan askerî üslerini güçlendirerek ve varlıklarını süresizce uzatarak ülkeyi emperyalizmin Ukrayna’da Rusya’ya karşı ve tüm bölge halklarına karşı vermekte olduğu savaşın en ileri karakollarından biri hâline getiriyor

O hâlde gelin, tam da NATO yekpare bir “Kuzeydoğu kanadı” inşa etmekteyken “Güneydoğu kanadı”nı alaşağı etmek için mücadele edelim! Sözde düşman olan, ancak halkları arasında iki komşu ülke arasında olabilecek en güçlü kardeşlik bağları bulunan Yunanistan’ın ve Türkiye’nin NATO’dan çıkması için mücadele edelim!

Yunanistan ve Türkiye NATO’dan çıksın!

 

Dünyanın tüm işçileri ve ezilenleri!

Emperyalistlerin yeni bir dünya savaşına ilerleyen bu delice yarışını durduralım!

Emperyalist savaş aygıtı NATO’ya karşı mücadele edelim, NATO’yu yıkalım!

Emperyalist kapitalizmi yıkmak için mücadele edelim! Ancak proleter enternasyonalizmi ve sosyalizm savaşı durdurabilir ve barışı getirebilir!

Tüm ülkelerinin işçilerinin başta olduğu, barış, istikrar, ekonomik birlik ve iş birliği içinde birbirini kucakladığı bir dünya için ileri!

Sosyalist dünya devrimi için ileri!

 

DİP (Devrimci İşçi Partisi, Türkiye)

EEK (İşçilerin Devrimci Partisi, Yunanistan)

MTL (Marksist İşçi Birliği, Finlandiya)