
4 Temmuz 2026 tarihinde, Hristo Rakovski Uluslararası Sosyalist Merkezi ve RedMed internet ağı tarafından çevrimiçi olarak düzenlenen Anti-NATO Konferansı, beş kıtadan ve 22 ülkeden konuşmacıların katılımıyla gerçekleşti. Yedi oturum halinde gerçekleşen ve yaklaşık 12 saat süren konferans, 7-8 Temmuz’da Ankara’da toplanan emperyalizme, Siyonizme ve NATO’ya karşı tereddütsüz ve ikirciksiz biçimde mücadele etme kararlılığındaki uluslararası güçleri yan yana getirme yolunda önemli bir adım teşkil ediyor.
100 yaşındaki Sovyet komünist onur konuğu, NATO’yu yıkmak için mücadele çağrısı
İlk iki oturumun başkanlığı görevini yürüten Armağan Tulunay’ın konferansı tanıttığı sunuş konuşmasının ardından, söz, hayatını sosyalizme adamış olan 100 yıllık çınara, Yosif Grigoroviç Abramson’a onur konuğu olarak verildi. Hâlâ Rusya Komünistleri Partisi (RKP) militanı ve Merkez Komitesi üyesi olan Abramson, yüzyıllık mücadelesinden damıtarak getirdiği kararlılığı konferansa taşıdı. Abramson, Sovyetler Birliği ve genel olarak 20. yüzyıl sosyalizmi inşa çabasının yıkılışının nedenlerinin yanlış anlaşılmış olduğunu belirttikten sonra Nâzım Hikmet’in Stalin karşıtlığını vurguladı. Konuşmasını, Komünist Enternasyonal’in yeniden kuruluşunun gündemde olması gerekliliği vurgusuyla bitirdi.
Komünizme 100 yıllık hizmete adanan bu özel saygı oturumunun ardından, “Günümüzde dünya, NATO’nun rolü, proletarya ve ezilen ulusların yanıtı” başlıklı asıl açılış oturumuna geçildi. Özel konuşmacı olarak davetli olan, dünyaca ünlü Marksist iktisatçı Michael Roberts, oturumun ilk konuşmasını yaparak 2020’lerde dünya ekonomisinin detaylı bir tablosunu sundu. Roberts ilerisi için üç alternatifin bulunduğunu belirtti ve bunları da kendi tabiriyle “uzun depresyon”un 2030’larda da devam etmesi, teknolojik devrim dahil çeşitli sebeplerle bu krizin yerini bir ekonomik canlanmaya bırakması ya da dünyanın savaş felaketine sürüklenmesi ve faşist ya da askeri rejimlerin kurulması olarak sıraladı.
Roberts’tan sonra konferansın örgütleyicileri olan Rakovski Merkezi ve RedMed kuruluşları ve fiili olarak örgütlenmesinde en büyük rolü üstlenen iki parti adına açılış konuşmaları yapıldı. Önce konferansın örgütleyicilerinden Hristo Rakovski Uluslararası Sosyalist Merkezi ve Yunanistan’dan İşçilerin Devrimci Partisi (EEK) adına, partinin genel sekreteri Savas Mihail Matsas söz aldı. Matsas, EEK ile DİP’in büyük ölçüde paylaştığı dünya durumu tahlilini özetleyip Üçüncü Dünya Savaşı’nın nükleer yok oluş tehdidine vurgu yaptı. Birleşmiş Milletler’in Filistin konusunda sorumlu konumdaki görevlisi İtalyan Francesca Albanese’nin, yepyeni bir yazısına referansla Gazze soykırımının herkes için kendini değerlendirmesinde kılavuz olacak bir ayna olduğu fikri üzerinde durdu. Albanese’nin soykırıma tepki olarak dünyada bir “küresel devrim” başlamakta olduğu sonucunu da vurguladı. Konuşmasını Lev Trotskiy’in işaret ettiği doğrultuda bir devrimci Enternasyonal’in gerekliliğini vurgulayarak bitirdi.
Ardından, diğer örgütleyici kurumlar olan RedMed internet ağı ve Devrimci İşçi Partisi adına söz alan DİP Genel Başkan Yardımcısı Levent Dölek, “NATO mavisini kazıyınca altından faşizmin kahverengisi görünecektir” diyerek NATO’yu tarihsel veriler eşliğinde teşhir etti. Son dönemde düzenlenen NATO zirvelerinde alınan kararların izini sürerek NATO’nun saldırganlık politikasına dikkat çeken Dölek, NATO karşıtı mücadelenin anti-emperyalist mücadelenin merkezinde olması gerektiğini vurguladı, Devrimci İşçi Partisi’nin bu mücadeleyi “NATO’dan çık, NATO’yu yık” şiarıyla yürüttüğünü belirtti. Partinin Ankara’daki NATO zirvesi karşısında bir genel grevi örgütleme şiarını öne süren tek parti olduğunu, bu girişimini işçi sınıfının bağına taşımak için somut adımlar attığını, NATO’yu yenilgiye uğratacak gücün ancak işçi sınıfı olabileceğini vurguladı.
Sovyet dünyasının komünistleri Anti-NATO Konferansı’nda buluştu
Bu konuşmanın ardından, “Avrasya’nın geleceği” başlıklı üçüncü oturuma geçildi. En dikkat çekici olan ise özellikle eski Sovyet coğrafyasının anti-NATO konferansa yoğun katılımıydı. Bu oturumda Rusya ve Ukrayna’dan beş ayrı örgüt temsil edildi ve altı farklı konuşmacı söz aldı. Rusya’dan Birleşik Komünist Partisi (OKP), Rusya Komünist İşçi Partisi (RKRP), Marksist Örgütler Birliği ve Sovyetler Birliği Derneği adına konuşmalar yapıldı. (Ayrıca RKP sözcüsü Abramson da daha önceki oturumda zaten konuşmuştu.)
OKP Merkez Komitesi Uluslararası Sekreteri Darya Mitina, yaptığı konuşmada anti-NATO konferansının önemini vurgularken, Ukrayna’da NATO’nun Rusya’ya karşı yürüttüğü emperyalist savaş ve bu savaşta Ukrayna Nazilerinin rolünü teşhir etti. Rusya’nın, düzen partisi özellikleri gösteren Rusya Federasyonu Komünist Partisi (RFKP) adlı en büyük sözde komünist partisinden sonra en büyük komünist partisi olan RKRP ise, konferansa yolladığı yazılı mesajla katkı sundu. NATO’nun çağımızın temel saldırgan gücü olduğunu belirten RKRP, Küba’dan Sahel bölgesine ve Filistin’e kadar emperyalist saldırganlıkla karşı karşıya olan halklarla dayanışmasını dile getirdi ve emperyalizmle mücadelede Leninist partilere duyulan yakıcı ihtiyaçtan bahsetti.
Oturum, Marksist Örgütler Birliği ve Sovyetler Birliği Derneği gibi örgütler adına yapılan konuşmalarla ve araştırmacı gazeteci Said Gafurov’un bir sunumuyla devam ederken, özellikle Ukrayna’nın Batı emperyalizminin silahlarıyla yoğun biçimde bombardımana tâbi tuttuğu Kırım’dan konferansa bağlanan Yuri Şahin’in katılımı önemliydi. Neredeyse Küba gibi günün önemli bir kısmını elektriksiz geçiren Kırım’daki bu durum Şahin’in bizzat kendisinin bağlanmasına engel olsa da, Şahin yolladığı video ile Kırım’ın ve Ukrayna toplumunun anti-emperyalist azınlığının sesini anti-NATO konferansımıza taşımayı başardı. Sushovan Dhar ise oturuma Asya devi Hindistan’dan bağlandı, dünya ekonomisinin çelişkilerini, Küresel Güney olarak anılan ülkelerin zorlu ekonomik durumunu sergiledi.
Batı Asya ve Kuzey Afrika devrimcileri NATO’ya karşı mücadele için yan yana
Konferansın en dikkat çekici kısımlarından biri, Batı Asya üzerine olan oturumdu. Bu oturumda hem Filistin, Lübnan, Cezayir ve Türkiye gibi Batı Asya ve Kuzey Afrika ülkelerinden devrimciler söz aldı hem de Romanya ve Yunanistan gibi, Avrupa’da olup Filistin davasının zaferi için çalışmalar yürüten devrimci gruplar.
Oturumun açılış konuşmasını, özel konuşmacılardan Tricontinental Enstitüsü Direktörü Hindistanlı Vijay Prashad yaptı. Prashad konuşmasına, Devrimci İşçi Partisi Genel Başkanı Sungur Savran’ın anti-emperyalistler arasında bir “efsane” olduğunu dile getirerek ve kendisiyle aynı konferansta yer almaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek başladı. Çok ustalıklı biçimde kullandığı yüksek bir tempoyla konuşarak dinleyicileri kendine bağlayan Prashad, son İran yenilgisinden başlayarak emperyalizmin krizine dikkat çekti ve devrimci saflarda dahi emperyalizmin yalanlarına inananların çokluğundan yakındı. Prashad’ın üzerinde ısrarla durduğu mesele, Marksizmin farklı geleneklerinden gelen ve bugün özellikle Çin’in sosyo-ekonomik ve politik karakterini farklı değerlendiren sosyalist hareketlerin, aralarındaki bütün farklılıklara rağmen program, strateji ve taktik düzeyleri birbirinden ayırarak emperyalizme, Siyonizme ve NATO’ya karşı güçbirliği yapmalarının gerekliliğiydi.
Batı Asya adına ilk sözü, Corç Habaş’ın ve Gasan Kanafani’nin örgütü, Filistin bayrağının kızılı, yani Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) adına, NATO Zirvesi’ne karşı muhalefet amacıyla İstanbul’a şahsen gelen Heysem Abdu aldı. Arapça yaptığı konuşma ardıl biçimde İngilizceye çevrilen FHKC Merkez Komitesi üyesi ve Lübnan sorumlusu Abdu, konferansa şehitlerin, esirlerin ve direnenlerin selamını getirdiğini belirtti. “Bizler ölmeye sevdalı olduğumuzdan değil, haysiyetli bir yaşama bağlı olduğumuz için direnmeyi seçtik” diyen konuşmacı, dünyanın karşısına yalvararak değil, başı dik biçimde direnen bir halk olarak çıktıklarını belirtti ve Filistin’in dostlarından gözyaşlarına değil, net siyasi pozisyonlara ihtiyaç duyduğunu belirtti.
Abdu’nun ardından, Batı Asya’nın bir başka büyük sosyalist geleneğini temsilen, Lübnanlı komünistler Lübnan’dan toplantıya bağlandı. Katılımcılara hitap eden Lübnanlı komünist militan, ülkesindeki ve bölgedeki siyasî durumun detaylı bir tablosunu çizdi ve özellikle Siyonist İsrail’in Lübnan’a karşı yürüttüğü savaşın son dalgasında Güney Lübnan’dan yaşanan göçe, bunun yarattığı drama ve bu kriz karşısında anti-emperyalistlerin çabalarına değindi.
Konferansa Batı Sahra adına katılacak olan Saguia el-Hamra ve Rio de Oro Halk Cephesi (İspanyolca kısaltmasından hareketle daha bilinen adı Polisario Cephesi’dir), adına katılacak olan konuşmacı, lojistik bir sorun sebebiyle katılamasa da Kuzey Afrika’yı Cezayirli iktisatçı Abdelatif Rabeh temsil etti. 1954’ten 1962’ye kadar süren devrim mücadelesi sonrasında Fransız sömürgeciliğini ülkeden defeden Cezayir Devrimi’nin görkemli siyasi mirasını vurgulayan Rabeh, özellikle 1980’lerden itibaren bir dejenerasyon sürecinin başladığını, ama Cezayir Devrimi’nin ulusal kurtuluş perspektifinin güncelliğini hâlâ koruduğunu belirtti.
Sonrasında söz alan Emperyalizme ve Siyonizme karşı Filistin Dostları sözcüsü Kutlu Dâne, zengin görseller eşliğinde Türkiye’de Filistin davası ile dayanışmak için neler yaptıklarını anlattı. Filistin davasının Erdoğan istibdadı için bir turnusol kâğıdı işlevi gördüğünü belirten Dâne, aynı zamanda Filistin’in anti-emperyalist güçleri birleştiren ve mücadeleyi uluslararasılaştıran rolüne de dikkat çekti. Filistin Dostları sözcüsü, yürüttükleri kampanyaların, İsrail’le savaşıp Filistin’i desteklerken aynı zamanda Filistinli sosyalistlerin Filistin hareketinin liderliğini kazanmasına da yardım etme amacı güttüğünü belirtti. Gerici iki devletli çözüm masallarına karşı ideolojik mücadelenin ve anti-Siyonist Yahudi hareketini kazanmanın da bu mücadelenin önemli parçaları olduğunu söyleyip, bu mücadeleyi ve direnişi derinleştirecek uluslararası platformlara ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Filistin’le dayanışma kampanyalarını Balkanlar’da sürdüren Romanya’dan ELBIT OUT! (ELBIT Defol) kampanyasından bir konuşmacı ve Yunanistan EEK’ten Ernesto Angelis de yürüttükleri mücadeleyi konferans katılımcıları ile paylaştı. Özellikle Romanyalı konuşmacı, Siyonist İsrail’in en meşum silah şirketlerinden olan ELBIT için Romanya’nın ne kadar önemli bir merkez olduğunu istatistiklerle gösterdi ve yürüttükleri kampanyadan bilgiler paylaştı.
NATO’nun bağrında NATO’ya karşı mücadele
“Faşizm ve militarizm çağında NATO ve Avrupa” başlıklı dördüncü oturum, Avrupa ve çevresindeki başta NATO üyeleri olmak üzere çeşitli ülkelerden konuşmacıları bir araya getirdi. İlk konuşmayı yapan, Finlandiya Marksist İşçi Birliği’nden Dimitris Mizaras, ülkesinin 2023’teki NATO üyeliğine değinerek NATO’nun yayılmacılığını hedef aldı.
Fransa’dan ROR (Devrimci Proleter Yeniden Doğuş) adına söz alan G. Bégéneix ise Fransa’da Emmanuel Macron iktidarının NATO içerisindeki “şahin” kanadın bir parçası olduğunu, Odesa’ya asker yollamak gibi provokatif önerileriyle bunu kanıtladığını hatırlattı. Dahası ABD’nin liderliğinde yürütülen tüm NATO savaşlarında Fransa’nın da parmağının bulunduğunu dile getirdi. Bunun yanı sıra Bégéneix, Küba’nın işçi sınıfının öncülüğünde savunulmasının önemine de dikkat çekti.
Polonya’dan katılan Ewa Groszewska ise ülkesinde halk arasında NATO’ya desteğin hâlâ yüksek seviyelerde olduğunu aktardı. NATO’ya karşı çıkma rolünü Polonya solunun tamamen terk ettiğini, bu alanı monarşist partilerin doldurduğunu, bunun da çarpık biçimde NATO partileri arasında sıkışmış olan sol seçmenin dahi zaman zaman monarşist partilere oy vermesi sonucunu doğurduğunu belirtti.
Konferansa yolladığı mesajla katkıda bulunan Romanya’nın felsefe alanındaki yetkin Marksistlerimden Ana Bazac’ın vurguları da aslında tam olarak Groszewska’nın, Polonya solunun açmazlarına dair söylediklerinin üzerine inşa edilmiş gibiydi. Felsefi bir temel üzerine inşa ettiği önermeleriyle Bazac, tutarlı bir solun neler yapması gerektiğine dair düşüncelerini katılımcılarla paylaştı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın ailesinin ülkedeki doğal bir güzellik olan Sazan Adası’na çökme girişimi karşısında bu zillete karşı ayağa kalkan Arnavutluk da bu oturumun dikkat çekici ülkeleri arasındaydı. Arnavutluk’tan bağlanan Manolis Seras, ülkeyi haftalardır sarsmakta olan Flamingo (Allı Turna) Devrimi üzerine gözlemlerini katılımcılara aktardı.
Konferansa Kıbrıs’ın kuzeyinden katılan Yusuf Aydın, 1940’lı yıllarda Kıbrıs işçi sınıfının başlattığı İngiliz sömürgeciliğine karşı büyük mücadeleyi İngiltere ve ABD’nin adanın iki halkı arasındaki karşıtlığı kızıştırarak sömürge halkı içinde bir çatışmaya dönüştürdüğünü işaret etti. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin emperyalizme karşı Bağlantısızlar hareketine yanaşarak emperyalizm için bir tehdit oluşturması karşısında İngiltere’nin adayı Doğu Akdeniz halklarını tehdit eden “batmayan uçak gemisi” haline getiren üsleri korumak için ABD ile birlikte adanın bölünmesine doğru adımları kendi çıkarına uygun gördüğünü, bugünkü durumda NATO ve emperyalizmin büyük sorumluluğu olduğunu vurguladı.
EEK adına söz alan Yannis Angelis NATO’da ABD ile ilişkileri sarsıntı içinde olan Avrupa Birliği’nin durumunu ele aldı. Konuşmacı Avrupa burjuvazisinin 1989 ve 1991’de Doğu Avrupa ve Sovyetler Birliği’nin çözülme sürecinde Doğu Avrupa ülkelerinin kapitalizme dönüşünde önemli bir rol oynamakla birlikte bundan sonra gelen Ukrayna olayında birleşik bir özne karakteri kazanamadığı için belirleyici bir konuma kavuşamadığını, bugün kurulmakta olan “savaş ekonomisi”nin de Avrupa burjuvazisini aynı dağınık konumda yakaladığını ortaya koydu.
Devrimci İşçi Partisi adına konuşan Burak Saygan ise NATO’nun Türkiye’deki kanlı tarihine dikkat çekti. Bir NATO ülkesi olan Türkiye’de mücadele yürüten DİP’in, Küba’nın, İran’ın ve Filistin’in savunulması mücadelesini, Türkiye’de NATO’ya karşı mücadeleden ayrı görmediğini, bu mücadeleyi de işçi sınıfının bağrında yürüttüğünü belirtti. Bu konferansın, NATO’ya karşı mücadele eden devrimcileri bir araya getirecek platformların kurulmasında bir ilk adım olacağı temennisini dile getirdi.
Ayrıca, Bolshevik Tendency (Bolşevik) adını taşıyan enternasyonalist hareket de bu oturumda konuk olarak söz aldı ve NATO’yu, dünya durumunu ve Avrupa’nın konjonktürünün nasıl gördüklerini özetleyerek bütün katılımcıları mücadeleye çağırdı.
Latin Amerika anti-emperyalizmi de konferansta!
Konferansın beşinci oturumu Latin Amerika’ya ayrılmıştı. Oturumun açılış konuşmasını yapan Brezilya’dan Saõ Paulo Üniversitesi tarih profesörü ve Latin Amerika’nın önde gelen Marksist aydınlarından biri olan Osvaldo Coggiola, son dönemde yaşananların Latin Amerika’da hem reformist merkez sol projelerin hem de burjuva milliyetçiliğinin sınırlarını ortaya koyduğunu öne sürdü. Latin Amerika devriminin bu sınırların ötesine geçmesi gerektiğini, emperyalizmi yenmek için bütün kıtayı işçi sınıfının önderliğinde birleştirmesi gerektiğini dile getirdi.
Konferansa dünya işçi sınıfının göz bebeği gibi koruması gereken, ABD emperyalizminin saldırısı altındaki Küba’dan katılım olması da çok önemliydi. Comunistas (Komünistler) grubundan Frank García Hernández mücadele tarihinden anekdotlarla bezediği bir konuşmayla konferansa seslendi. Ardından, Venezuela’dan iki önemli konuşma yapıldı. En Lucha (Mücadelede) grubundan Luis Bonilla Molina, ABD müdahalesi sonrası başa geçen Rodríguez iktidarının bir sömürge idaresi işlevi gördüğü tespitinde bulunurken, Venezuela’daki durumun hâlâ patlayıcılığını sürdürdüğünü de belirtti.
Opción Obrera (İşçi Seçeneği) örgütünden José Capitán da aynı şekilde Rodríguez iktidarının ABD emperyalizmine ve Donald Trump’a teslim olduğu tespitinde bulundu. Bu şekliyle bu hükümetin Bolivarcılığın gerisine düştüğünü belirten Capitán, Venezuela hükümetinin ABD ile bütün ilişkileri kesmesi gerektiğini dile getirdi.
Arjantin’deki Piquetero Partisi’nden (Arjantin’de “piquetero” işçi sınıfının çok yoksul ve işsiz katmanları arasında örgütlü olan güçlü harekete verilen addır) Juan Marino da konferansa bir video ile hitap etti. Yükselen savaş eğilimlerine karşı önemli kitle hareketlerinin doğduğunu belirten Marino, devrimcilerin de bu kitle hareketlerinin seviyesine karşılık gelecek güçte bir cevap üretmesi gerektiğini vurgulayarak daha yakın şekilde birlikte çalışmak gerektiğini belirtti ve anti-emperyalist birleşik cephe çağrısında bulundu.
Brezilya’dan Critica Socialista’dan (Sosyalist Eleştiri) Ítalo de Aquino ve Peru’dan Perspectiva Socialista (Sosyalist Perspektif) örgütünden Sebastian Sarapura Rivas da söz alarak ülkelerindeki ve bölgelerindeki gelişmeler üzerine konferansa katkıda bulundular. Son olarak Latin Amerika’da bir dizi ülkede faaliyet yürüten Dördüncü Enternasyonal'in İnşası İçin İrtibat Komitesi (CERCI) konferansı yazılı bir mesaj ile selamladı, İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan dünya düzeninin sona erdiğine dikkat çekti. Mesaj ABD emperyalizmi ve NATO’ya karşı mücadelenin işçi sınıfını toplumsal devrim programıyla örgütleyerek yapılabileceğini belirtti.
Kapanış Oturumu: NATO’yu yenmek için ileri!
Kapanış oturumunda düzenleyici örgütlerin sözcüleri konferansı değerlendirdiler, ortaya çıkan tablodan hareketle önümüzdeki dönemde neler yapılması gerektiğine ilişkin kanılarını dile getirdiler.
Rakovski Merkezi adına ve Genel Sekreteri olduğu Yunan İşçilerin Devrimci Partisi EEK namına konuşan Savas Mihail-Matsas konferansın çok başarılı geçtiğinin altını çizdi, çeşitli kıtalardan ve bölgelerden katılımın yüksek olmasının dünya sosyalist hareketinde yeni bir hareketlenmeye işaret ettiğini belirtti, dünya durumu ve emperyalizmin politikaları konusunda yapılan analizlerin yepyeni olgulara işaret ettiğine dikkat çekti. Mihail-Matsas, dünya tarihinin yepyeni bir döneminin başında olduğumuzu, her şeyi çok titiz biçimde ölçüp biçip öyle karar vermenin elzem olduğunu, Marksist düşüncenin yeni dönemin gerçek doğasını kavramasının buna bağlı olduğunu vurguladı.
Son sözü RedMed adına, başkanı olduğu Devrimci İşçi Partisi namına konuşan Sungur Savran aldı. Savran, konferansta dünyanın derin bir ekonomik depresyondan geçtiği, faşizmin neredeyse bütün kıtalarda yükselişinin ve Üçüncü Dünya Savaşı’nın bir tehdit olarak ufukta belirmesinin ardında esas faktör olarak bu durumun yattığı konusunda bir konsensüs doğduğuna işaret etti. Buna DİP’in 2008 finansal çöküşünden sonra ısrarla üzerinde durduğu, önce 2011-2013 arasında Arap dünyasında ve Akdeniz’in kuzey kıyısında, sonra 2018-2019’da bu sefer başka bir dizi Arap ülkesinde ve Latin Amerika’da, nihayet son dönemde Hint Altkıtası ve çeşitli Afrika ülkelerinde yaşanan devrim, isyan ve anti-emperyalist kalkışmaların bu genel eğilimlere eklenmesi gerektiğine dikkat çekti. Kitlelerdeki bu eğilime karşılık solun başta Ekim devriminin ülkesi SSCB olmak üzere 20. Yüzyıl sosyalizm deneyimlerinin çökmesiyle devasa bir çöküntü yaşadığını, günümüzün en önemli çelişkilerinden birinin bu olduğunu ileri sürdü. Savran, burada varılan konsensüsün çok değerli olduğunu ve NATO, emperyalizm ve Siyonizme karşı bütün kıtalarda tavizsiz bir anti-emperyalist politika temelinde hep birlikte mücadele edilmesi gerektiği konusunda ısrarlı bir yaklaşımla konferans katılımcılarını aktif mücadeleye davet ederek konferansı kapattıı.
Aşağıda 4 Temmuz 2026 Cumartesi günü toplanan Anti-NATO Konferansı’nın programını da okurlarımızın dikkatine sunuyoruz.
NATO Karşıtı Konferans, İstanbul, 4 Temmuz 2026
Hristo Rakovski Uluslararası Sosyalist Merkezi ve RedMed İnternet Ağı tarafından düzenlenmiştir.
Devrimci İşçi Partisi (DİP, Türkiye) ve İşçilerin Devrimci Partisi (EEK, Yunanistan) tarafından örgütlenmiştir.
Program
Açılış oturumu: Yüz yıllık bir komünist ömür, Yosif Abramson
- Oturum Başkanı: Armağan Tulunay (DİP)
- Ana konuşmacı: Yosif Abramson (RPK - Rusya Komünistleri Partisi, Merkez Komitesi, Rusya)
Oturum 1: Günümüzde dünya, NATO'nun rolü, proletaryanın ve ezilen ulusların yanıtı
- Oturum Başkanı: Armağan Tulunay
- Davetli konuşmacı: Michael Roberts, Dünya kapitalizminin krizi
- Hristo Rakovski Uluslararası Sosyalist Merkezi ve EEK (Yunanistan) adına açılış konuşması: Savas Mikhail-Matsas (EEK Genel Sekreteri)
- RedMed İnternet Ağı ve DİP (Türkiye) adına açılış konuşması: Levent Dölek (DİP Genel Başkan Yardımcısı)
Oturum 2: Avrasya'nın geleceği
- Oturum Başkanı: Ernesto Agelis (EEK)
- Darya Mitina (OKP-Birleşik Komünist Parti, Merkez Komite Uluslararası Sekreteri, Rusya)
- RKRP (Rusya Komünist İşçi Partisi, Rusya)
- Tatyana Filimonova (AMO - Marksist Örgütler Birliği, Rusya)
- Mikhail Konaşov (ASU - Sovyetler Birliği Derneği, Rusya)
- Said Gafurov (Araştırmacı Gazeteci, Rusya)
- Yuriy Şahin (Üniversite Öğretim Üyesi, Ukrayna-Rusya)
- Dhar Sushovan (Hindistan)
Oturum 3: Filistin, Lübnan, Iran: Savaş, soykırım ve sosyalist çözüm
- Oturum Başkanı: Burak Saygan
- Davetli konuşmacı: Vijay Prashad (Tricontinental Enstitüsü İdari Direktörü), Küresel Güney'den Bakış
- Heysem Abdo (FHKC - Filistin Halk Kurtuluş Cephesi, Filistin)
- Lübnanlı Komünistler
- Abdelatif Rabeh (Ekonomist, Cezayir)
- Polisaryo Cephesi, Batı Sahra
- ELBIT Dışarı! Kampanyası, Romanya
- Kutlu Dâne (Emperyalizme ve Siyonizme Karşı Filistin Dostları, Türkiye)
- EEK, Yunanistan
Oturum 4: Faşizm ve militarizm çağında NATO ve Avrupa
- Oturum Başkanı: Ernesto Agelis
- Dimitris Mizaras (MTL - Marksist İşçi Birliği, Finlandiya)
- G. Bégéneix (ROR - Devrimci İşçi Rönesansı, Fransa)
- Ewa Groszewska (Polonya)
- Ana Bazac (Romanya)
- Evgeni Nikitin (Konflikt, Bulgaristan)
- Manolis Seras (Arnavutluk)
- Yusuf Aydın (Araştırmacı, Kıbrıs)
- Yannis Angelis, (EEK, Yunanistan)
- Burak Saygan (DİP, Türkiye)
- Elizabeth Johnson (Uluslararası Komünist Birlik)
- Cristoph Lichtenberg (Bolşevik Eğilim)
Oturum 5: Latin Amerika'da Küba ve Venezuela'yı ABD saldırganlığına karşı savunmak ve sosyalizm için savaşmak
- Oturum Başkanı: Armağan Tulunay
- Ana konuşmacı: Osvaldo Coggiola (Tarih Profesörü, San Paulo Üniversitesi-USP, Brezilya): Donroe doktrini, emperyalizm ve devrim
- Frank García Hernández (Küba)
- Luis Bonilla Molina (En Lucha, Venezuela)
- José Capitán (Opción Obrera, Venezuela)
- Juan Marino (Partido Piquetero, Arjantin)
- Marcelo Novello (Arjantin)
- Ítalo de Aquino (Crítica Socialista, Brezilya)
- Sebastian Sarapura Rivas (Perspectiva Socialista, Peru)
- CERCI - Dördüncü Enternasyonal'in İnşası İçin İrtibat Komitesi
Kapanış oturumu: Genel olarak dünya ve dünya devriminin geleceği
- Oturum Başkanı: Ernesto Agelis
- Savas Mikhail-Matsas (EEK Genel Sekreteri, Hristo Rakovski Uluslararası Sosyalist Merkezi ve EEK adına)
- Sungur Savran (DİP Genel Başkanı, RedMed internet ağı ve DİP adına)
